Kayıtlar

Şubat, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şiir Dedin

ben sana kendimi anlattım sen hep şiir dedin aşkı anlattım da sen hep şiir dedin sevdamı, kavgamı anlattım göz yaşımı, bir duru tebessümü anlattım sen hep şiir dedin ben hayatı anlattım olmadı sen yine şiir dedin ben sensiz hayatı yaşadım da sen hep şiir dedin

Yalan Gerçeği

güneş batsa da ay doğar yüreğime bu ışıltının sebebi ne kadar kozmikse de bir o kadar egoist karanlıklar içerisindeyim her karanlığın sonunda aramaktan yorulan aydınlığı kendini satmıştır gölgelere, böyle mi kabul etmeli? gölgelerdeki ışığı bilir misin sen? o ışıkta yaşamaya çalışanları? gölgelerin hazzına bile muhtaç olanı? bilmezsin elbette, bilemezsin nereden bileceksin ki güneş krallığının prensesi gölgelerle savaşan birileri oldu hep senin adına sen ışıltılı rüyalar alemindeyken cehennemin en kuytu köşelerinden iblisleri kovduk bizler o iblisler ki en can dostumuz en azılı düşmanımız o gölgeler ki tek serinliğimiz sen cehennemini cennet sandığın anlarda sana melek göründük, yalancı kanatlarımızla

Bir Diğer İstanbul Masalı

bir İstanbul masalı tüm saçmalıkları tüm yalanlarıyla içi boşaltılmış dostlukları hiç yaşanmamış aşklarıyla bir dolunay masalı İstanbul bir dün, bir bugün yalanı yarının bir hayali İstanbul kendimi bildiğimi sandığım tüm İstanbul sokakları tüm anlarım, tüm gerçeklerim bir İstanbul yalanı arayıp bulamadığım

Sigara

ve bir sigara daha yenik düşüyor rutin kibrit çakma seansıma her bir nefesin arkasından yine salınıyor mavi-gri dumanı o dumanın içinde bir sürü hayaller; mutluluklar, öfkeler, intikam ve tatminler evler, arabalar, çoluk çocuk.. bazen dizi dizi hayatlar bazense tek ve yarım bırakılmış bir yaşam çektiğim ilk nefese katıyorum herşeyi verdiğim ilk nefeste ise izliyorum hayallerimi bu sefer hayallerimi çekiyorum içime diğer nefesimde sonra bir başka hayal koyuveriyorum önüme bozup bozup yeniden kuruyorum hepsini ta ki izmariti bir düşman gibi bastırıp kafasını ezene dek sonra yine gerçek, yine bugün, yine şimdi iki sigara arasına sıkışmış hayallerim, iki hayal arasında durur gerçeğim ben istemedim böyle olmasını demek kolay her neyse yine buradayım, iki arada bir gerçekte ve bir sigara daha yenik düşüyor rutin hayal kurma çabalarıma...

Hayat: Boşluk

Bir mekandasınız. Çevresinde dört adet sandalye bulunan bir masada üç kişi oturuyorsunuz. Biraz sonra yanınıza biri yaklaşıp soruyor dördüncü sandalyeyi göstererek: “Pardon boş mu?” Çok yakın bir arkadaşınızla başbaşa vermiş dertleşiyorsunuz. Sevgilinizden ayrılmışsınız. Acı çekiyorsunuz çünkü bunu dileyen siz değil sevgilinizdi. İçinizdeki hisleri anlatmaya çalışıyorsunuz sanki kelimeler yetebilirmiş gibi. Kısaca şöyle diyorsunuz: “Öyle bir his ki… sanki kendimi bomboş hissediyorum.” Canınız epeyce sıkkın. Herşeyi olumsuz ve kötümser değerlendiriyorsunuz. Ancak dostunuzun canına artık tak etmiş. Herşey gün gibi ortadayken en kuytu köşelerden tutup çıkarttığınız bu olumsuz düşüncelerden sizi kurtarmak için şöyle diyor: “Bardağın boş tarafına bakacağına dolu tarafını görmeye çalış.” Gündelik yaşamımızın içinde epeyce boşluktan bahsediyoruz. Yukarıdakiler gibi boşluğa dair yüzlerce örnek vermek mümkün. “Arkalar boş ilerleyelim baylar bayanlar” diyen otobüs şoföründen tutun da “Derslerin...

Hayat: Müzik

Hepimiz az ya da çok müzik dinleriz. Kimimizin gündelik yaşamının bir parçası, ayrılmaz bir bütünü. Kimimizin de yalnızca eğlenirken, işteyken arka planda ses olsun diye dinlediği bir şeydir müzik. Hepimiz anlamlı ya da anlamsız, derin ya da basit o sözleri dinler, o notalara mırıldanarak, ıslık çalarak eşlik ederiz. Hepimizin hayatına dokunur müzik. “Dokunan şey iz bırakır.” Yaşam felsefemiz, hayata bakış açımız, toplumun bize kazandırdığı ya da zorla kabul ettirdiği sosyal kimliğimiz, duygularımız, düşüncelerimiz dinlediğimiz müzik türünü belirler. Bazen agresifizdir; son ses rock ya da rap dinleriz. İsyanımıza eşlik eder, hayata haykırırız, kendimize haykırırız. Mutluyuzdur bazen, mutlu anlarımızı hatırlarız ya da, eskilerden kalan şarkıları seçeriz. Hareketli, cıvıl cıvıl şarkılar. Aşık oluruz. Sevgimize, acımıza göre seçilecek şarkı çoktur; insanoğlunun bilinmeyen tarihinden itibaren en büyük derdi namına bestelenmiş çok eser vardır. Toplumsal yönlendirmeler de en azından belirli ...