Hayat: Boşluk 2.0 (20. yıldönümü versiyonu)
Boşlukta hissettiğim bir dönemin içinde eski yazdıklarımı karıştırırken Hayat: Boşluk makalesini tekrar okuma gafletine düştüm. 20 sene önce, gençliğin vermiş olduğu bilgeliğe ve hoyratlığa sığınarak kaleme almıştım o yazıyı. Açıkçası çok daha özgür, kendime çok daha yakınmışım o zamanlar. Başlıkla bağdaştırmak gerekirse, o zaman boşlukta olduğum doğru ama bugün dönüp o günlere baktığımda "kendimi boşlukta sanmışım" demekten kendimi alıkoyamıyorum. Bugünkü cehaletimle aynı başlığı tekrar düşünürken buldum kendimi ve "hadi!" dedim, "bir kez daha kalemine sarıl!" ve işte buradayım. Kavramı tanımlama konusunda hala eski ben ile hemfikiriz kısmen. Sadece boşluğu tanımlarken bazı etkenleri hesaba katmamışım o yıllarda. Güzel bir cümlem var o makalede. Nasıl demiştim, "boşluk, etrafını çevreleyen veya çevrelemesi olası olan şeylerle anlam kazanır." Vay be! Bunu 20 yaşımda görebilmiş ama hayata adapte ederken gerçekten zorluk çekmişim. Boş...