Kayıtlar

Nisan, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sustu

bir süre susacağım sanırım avaz avaz susacağım dinlensin dünya konuşmak güç istiyor sessizlik..

17. Nisan

25 senenin her bir gününde ayrı ayrı, bir bir yaşadığım hayallerime bugün yeniden giriş yaptım.. Gerçeğe birer motif, birer dalga, birer bulut oldular.. İlham kaynağımdan ziyade sen güneş oldun, yağmur oldun, rüzgar oldun.. ve ben bugün gerçek oldum.. hayaldim.. oldum.. sen bugün güneştin; içimi, ruhumu gölgelerden arındıran kalbimi ısıtan dökülmüş yaprakların yerine çiçekler açtıran bahar omzuma yasladığın başın sen bugün yağmurdun; yıllardır akmayan gözyaşım hayallerimdeki gökyüzü hayallerine dalıp gittiğimiz gerçek sen bugün rüzgardın; uzak dediğimi kanatlarının altında hemen yanıbaşıma taşıyan yanlış hisleri, boş hayalleri temizleyen kalbimi ruhuma, ruhumu kalbime kavuşturan sen bugün hayaldin; tek gerçek olan

Renksiz

...ve ben bugün tam da dünün başladığı ama yarının çoktan sona erdiği bu çarpık sokakta yürüyorum sokağın sonunda bir nehir; tersine akan tek şeymişcesine durmadan devam ediyor yoluna bir martı tünemiş nehir taşlarına yalnızca onun kanatları düzgün, yalnızca onun gagası doğru yerde kurcalıyor tüylerini göz göze geliyoruz.. ben gaklamaya çalışırken gözlerime bakıyor "uyan, uzun zamandır buradasın ve nehir kurumak üzere uyan, ve zamanın taneleri bırak kum saatinin içine düşsün yeniden" ve ben tam da dünün bittiği ve yarının hala başlamadığı bir bugündeyim şimdi an geçiyor, bir diğeri, bir diğeri daha ve bir an gelecek.. yarın başlayacak bugün bitecek, dün başlayacak martı akacak, nehir taşlara sinecek ve ben bir kez daha uyuyacağım...

Başlangıç (Bitiş)

gri kentin renk cümbüşü meydanı akın akın geçip giden düşünceler, hayaller hepsi mavi, hepsi kırmızı, hepsi yeşil bazısı gri, kimisi siyah yağmur sonrası mavisi gökyüzünde bembeyaz bulutlar şekilden şekile girmiş aralarından kayıp giden bir gökkuşağı bir yanı beyaz, bir yanı siyah ortası dumanlı ve sonunda bir hazine yine her zamanki gibi biraz toprak, bir işlemeli taş "sevgili eş", "değerli dost" "unutulmadın" işli üzerinde üstünde kırmızı, sarı çiçekler tutam tutam yeşil var gri gerçeğin bir hayali o çiçekler hayalin gerçek olanı

Yağmur Dansı

gri bulutların rengarenk damlaları düşüyor üzerime yine başladı beklediğim yağmur, şanslıyım köşe bucak kaçışanlara inat ellerim ceplerimde yürüyorum aynı sokaklarda ve bir hayalimi daha yaşıyorum yağmur olup yeniden yağıyorum kendi üzerime, yeniden ve dudaklarımdaki tat hala duruyor hala sıcak, hala sarhoş edici hala tanıdık, hala uzak sessizliğini bozan tek şey kocaman kalbinin atışları fırtına öncesinin benim yolum belli; kendim çizdim ne de olsa senin iki yolun var şimdi ya kaçar gidersin; pencerenden izlersin bu gri hayatı mavilikleriyle bölen şimşekleri her gök gürültüsünde kendi ruhuna sinersin ya da beklersin benimle aynı sokaklarda, ellerin ellerimde fırtınanın tam ortasında insanlar başları önlerinde kaçışırlarken gülümsersin tüm bu kıyametin ortasındaki sessiz adama